Değişim İstiyorsak, Mücadeleden Neden Vazgeçelim?

Bu ülkede hepimizin ortak derdi, daha demokratik, daha adil ve kendi irademizle yönetebildiğimiz bir Kıbrıs'ta yaşamak. Ancak mevcut düzenden şikâyet eden herkes seçimleri boykot ederse, geriye yine değiştirmek istediğimiz düzenin temsilcileri kalmayacak mı?

Olgu Tansuğ1 Kasım 20264 dk okuma52 okunma
Paylaş

Bazen düşünüyorum… Bu ülkede aslında ne kadar çok ortak derdimiz var. Hepimiz daha demokratik, daha adil, insanların kendi iradesiyle geleceğini belirleyebildiği bir Kıbrıs hayal ediyoruz. Yıllardır değişmeyen siyasi anlayıştan, kurumlarımızın geldiği noktadan, kendi kendimizi yönetme irademizin giderek zayıflamasından şikâyet ediyoruz.

Ama iş bu düzenin nasıl değişeceğine geldiğinde, birbirimizden ayrılıyoruz.

Bir kesim, bütün bu yaşananlara tepki olarak seçimleri boykot etmeyi savunuyor. Çünkü mevcut siyasi yapının gerçek anlamda bir değişime izin vermeyeceğine inanıyor. Hatta seçimlere katılanların, farkında olarak ya da olmayarak, bu düzenin devamına hizmet ettiğini düşünüyor.

Bu insanların dile getirdiği sorunların birçoğunu ben de görüyorum. Ancak aynı sorunları görmek, çözüm konusunda aynı düşünmek zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor.

Ben bir şeylerin değişmeyeceğine inanarak mücadeleden vazgeçmenin, o şeylerin değişmeyeceğini kabullenmek anlamına geldiğini düşünüyorum.

Şimdi kendimize samimiyetle soralım.

Bu ülkede mevcut düzenden rahatsız olan, kendi iradesine sahip çıkmak isteyen, daha demokratik bir yönetim arzulayan herkes seçimleri boykot ederse ne olacak?

Kim kalacak geriye?

Yıllardır eleştirdiğimiz, değiştirmek istediğimiz, ülkeyi bugün bulunduğu noktaya getiren siyasi anlayışın temsilcileri…

Peki, biz kenara çekildiğimizde onlar da çekilecek mi? Elbette hayır. Siyaset yapmaya, karar almaya, kurumları yönetmeye ve ülkenin geleceğini belirlemeye devam edecekler.

O zaman sormak istiyorum: Biz kimi cezalandırmış olacağız?

Bana kalırsa asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele tam da budur.

Üstelik işin beni daha fazla üzen bir başka tarafı var. Aynı ülkenin geleceği için kaygılanan, aynı düzene itiraz eden insanlar, bugün birbirlerini suçlayacak noktaya geliyor.

Bir taraf, seçimlere katılanları mevcut düzenin parçası olmakla suçluyor. Diğer taraf ise boykot edenlerin statükonun devamını kolaylaştırdığını söylüyor.

Ve biz kendi aramızda bu tartışmayı sürdürürken, yıllardır değiştirmek istediğimiz düzen hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor.

Ne kadar tuhaf değil mi?

Aynı sorunlardan şikâyet eden insanlar birbirleriyle mücadele ederken, o sorunların sorumluları bundan en az etkilenenler oluyor.

Elbette sandığın bütün sorunlarımızı çözeceğini iddia etmiyorum. Bu ülkenin sorunlarının yalnızca hükümet değişiklikleriyle çözülemeyecek kadar derin olduğunun da farkındayım. Demokratik irade, kurumların bağımsızlığı, liyakat, hukuk ve kendi kendimizi yönetebilme meselesi, seçimlerin çok ötesinde bir mücadeleyi gerektiriyor.

Ama bütün bunlar, seçimleri ve demokratik mücadele alanlarını terk etmemiz gerektiği anlamına mı geliyor?

Bence tam tersine.

Mecliste mücadele etmek, sokakta mücadele etmeye engel değildir. Seçimlere katılmak, mevcut düzenin yanlışlarını kabul etmek değildir. Bir kurumun bugünkü işleyişini eleştirmek, o kurumu değiştirme hakkımızdan vazgeçmemizi gerektirmez.

Yalnızca "Bu düzen değişmez" diyerek geri çekilmenin nasıl bir değişim yaratacağını gerçekten merak ediyorum.

Çünkü bir şeyin değişmeyeceğini söylemek kolay. Zor olan, bütün engellere rağmen onu değiştirmek için sorumluluk üstlenmek.

Ben siyaseti biraz da böyle görüyorum.

Sonucunu önceden bilemediğimiz bir mücadeleye, doğru olduğuna inandığımız için girebilmek. Başaramama ihtimaline rağmen denemek. Yanlış bulduğumuz şeylere yalnızca itiraz etmekle yetinmeyip, onların yerine doğrusunu koyabilmek için emek vermek.

Kimsenin elinde değişimin garantisi yok. Benim de yok.

Ama şuna inanıyorum: Mücadele ettiğimizde değişimin bir ihtimali vardır. Mücadeleyi tamamen terk ettiğimizde ise o ihtimali kendi ellerimizle ortadan kaldırırız.

Bu nedenle aynı düzenden rahatsız olan insanların birbirleriyle mücadele etmek yerine, o düzeni değiştirmeye odaklanması gerektiğini düşünüyorum.

Asıl mesele, aynı düzenden şikâyet eden insanların birbirlerini tüketmesi değil, o düzeni değiştirebilecek ortak iradeyi ortaya koyabilmesidir.

İşte tam da bu noktada, boykot etmek yerine daha iyi bir gelecek için mücadele etmenin önemli olduğuna inanıyorum.

Ben Olgu Tansuğ. Toplumcu Demokrasi Partisi Mağusa bölgesi 7. sıra milletvekili adayıyım.

Ben ve yol arkadaşlarım, bu ülkenin geleceğine dair umudumuzu kaybetmediğimiz için buradayız. Bir şeyleri gerçekten değiştirebileceğimize inandığımız için, samimiyetle, içtenlikle ve bütün kararlılığımızla sorumluluk almaya hazırız.

Üstelik bunu yalnızca sözle ifade etmiyoruz.

Söz uçup yazı kalmasın diye, milletvekilini sıradan yurttaştan ayrıcalıklı kılan, kürsü dokunulmazlığı hariç milletvekillerine tanınan tüm dokunulmazlıklardan vazgeçmeyi öngören Dokunulmazlık Taahhütnamesi’ni imzaladık.

Bununla da yetinmedik. Hükümette yer almamız hâlinde ilk 90 gün içerisinde gerçekleştirmeyi planladığımız icraatları, hükümette yer almamamız hâlinde ise Meclis'e sunacağımız önerileri tek tek hazırladık ve kamuoyuyla paylaştık.

Çünkü yarın vatandaşın karşımıza çıkıp bize hesap sormasını istiyoruz.

Siyasetin yalnızca seçim dönemlerinde verilen sözlerden ibaret olmaması gerektiğine inanıyoruz. Verilen sözlerin takip edilebildiği, yapılanların ve yapılamayanların açıkça konuşulabildiği, seçilmişlerin yurttaşlara karşı hesap verebildiği bir siyaset anlayışını savunuyoruz.

Kimsenin yalnızca seçildiği için ayrıcalıklı olmadığı, hiçbir makamın hesap vermekten muaf tutulmadığı bir ülke istiyoruz.

Bizim için sorumluluk almak, yalnızca yetki istemek değil; o yetkinin hesabını vermeyi de peşinen kabul etmektir.

Çünkü biz bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına ve çocuklarımızın geleceğine değer veriyoruz. Sorumluluk almanın bir bedeli varsa, o bedeli göze alacak cesaretimiz de var.

Kimseye her şeyi bir anda değiştireceğimizin sözünü vermiyoruz. Ama değişim için elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizin, mücadeleden vazgeçmeyeceğimizin sözünü veriyoruz.

Biz bu yola makam sahibi olmak için değil, yaşadığımız ülkeye değer katmak, çocuklarımıza daha güzel bir yaşam bırakmak ve artık bir şeylerin gerçekten değişebileceğini göstermek için çıktık.

Belki zorlanacağız, belki yanılacağız, belki de istediğimiz değişimi hemen gerçekleştiremeyeceğiz.

Ama en azından bir gün çocuklarımız bize, "Bu ülke bu hâle gelirken siz ne yaptınız?" diye sorduğunda, verebileceğimiz bir cevabımız olacak.

Ve şimdi size samimiyetle sormak istiyorum:

Gelin, birbirimizi suçlamak yerine yan yana duralım. Umutsuzluğa teslim olmak yerine sorumluluk alalım. Bu ülkenin geleceğini başkalarının ellerine bırakmak yerine hep birlikte şekillendirelim.

Ne dersiniz, hep birlikte bir İyi Gelecek için çalışmaya var mısınız?


Olgu Tansuğ
Toplumcu Demokrasi Partisi
Mağusa Bölgesi 7. Sıra Milletvekili Adayı

#aynı#kendi#mücadele#yalnızca#ülkenin#yerine

Diğer Yazılar