Türk Telekom Protokolü, Ülkenin Haberleşme Altyapısına Vurulan Ağır Bir Darbedir!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haberleşme altyapısının geleceğini doğrudan ilgilendiren Türk Telekom protokolü, yalnızca telekomünikasyon sektörünü değil, ülkemizin ekonomik bağımsızlığını, rekabet ortamını ve dijital geleceğini de tehdit etmektedir.

Olgu Tansuğ26 Ekim 20264 dk okuma1 okunma
Paylaş

İSSB Başkanı olarak Başbakanlık önünde yaptığım açıklamada da vurguladığım gibi, aylarca kamuoyundan gizlenen bu protokol, Telekomünikasyon Dairesi’nin altyapısından gelirlerine kadar sahip olduğu kamu kaynaklarının özel bir şirkete devredilmesinin önünü açmaktadır.

Ülkenin haberleşme altyapısına vurulan ağır bir darbe olarak değerlendirdiğim bu protokolün, kamu yararından çok belirli bir şirkete tanınan ayrıcalıkları esas aldığını düşünüyorum.

Devletin Geliriyle Özel Şirkete Yatırım Yaptırılıyor

Protokolün en dikkat çekici noktalarından biri, Telekomünikasyon Dairesi’nin aylık yaklaşık 35 milyon TL tutarındaki gelirinin özel bir şirkete aktarılmasını öngören düzenlemedir.

Burada çok temel bir soru ortaya çıkıyor: Bir şirket yatırımcı olarak ülkeye geliyorsa, neden yapacağı yatırımın finansmanı devletin mevcut gelirlerinden karşılanıyor?

Üstelik mesele yalnızca gelir aktarımıyla sınırlı değil.

Protokolde, Türk Telekom’un fiber optik altyapıyı kurarken Telekomünikasyon Dairesi’nin personelinden, araçlarından, depolarından ve taşınmazlarından ücretsiz yararlanmasını öngören hükümler bulunduğunu belirttik. İhtiyaç duyulacak yeni binaların, santrallerin, enerji sistemlerinin, boru ve rögar yenilemelerinin de devlet bütçesinden karşılanması söz konusu.

Devlet personelini, araçlarını, taşınmazlarını, bütçesini ve gelirlerini bu işe tahsis ediyorsa, ortada nasıl bir özel sektör yatırımı vardır?

Devlet zaten bütün bu kaynakları ayırabiliyorsa, Türk Telekom’a neden ihtiyaç duyuluyor?

25 Yıllık Ayrıcalık, Rekabetin Sonu Demektir

Protokole yönelik en ciddi itirazlarımızdan biri de 25 yıllık süre boyunca diğer internet servis sağlayıcılarının faaliyetlerini sınırlandıran ve fiber optik altyapı yatırımlarını engelleyen hükümleridir.

Bu düzenlemelerin yalnızca yerel internet servis sağlayıcılarını değil, Telekomünikasyon Dairesi’nin kendi altyapısını geliştirme imkânlarını da sınırlandırdığını ifade ettik.

Bir ülkenin haberleşme altyapısında rekabeti ortadan kaldırmak, yalnızca bugünün işletmelerini etkilemez. Gelecekte kurulacak teknoloji şirketlerini, yeni yatırımcıları ve en önemlisi vatandaşların kaliteli ve uygun fiyatlı internet hizmetine erişimini de doğrudan etkiler.

Dijitalleşmeden, teknoloji yatırımlarından ve çağdaş bir haberleşme altyapısından söz ederken, sektörün önüne 25 yıllık engeller koymak kabul edilebilir değildir.

40 Milyon Dolarlık Yatırım Nasıl 130 Milyon Dolara Çıktı?

Kamuoyu adına cevaplandırılması gereken çok önemli sorular var.

Maliye Bakanlığı nezdinde yapılan çalışmalarda yaklaşık 40 milyon dolar olarak değerlendirilen bir yatırımın maliyeti nasıl 130 milyon dolara yükseldi?

Aradaki 90 milyon dolarlık farkın gerekçesi nedir?

Yerli firmalar aynı altyapıyı beş yılda tamamlamayı taahhüt ederken, Türk Telekom’un bir yılda tamamlama vaadine neden açık ve bağlayıcı cezai yaptırımlar eklenmedi?

Böylesine büyük, uzun vadeli ve stratejik bir proje neden açık, şeffaf ve rekabetçi bir ihale süreciyle yürütülmedi?

Bu soruların cevapları yalnızca sektör temsilcilerine değil, bütün topluma verilmelidir. Çünkü söz konusu olan herhangi bir şirketin ticari geleceği değil, ülkenin haberleşme altyapısı ve kamu kaynaklarıdır.

Yerli Şirketler Bu Yatırımı Yapabilecek Güçtedir

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'nın, devletin bu yatırımı gerçekleştiremediği yönündeki açıklamalarına da katılmıyorum.

Kuzey Kıbrıs'ta yıllardır kendi sermayesiyle yatırım yapan, altyapı kuran, istihdam yaratan ve teknoloji geliştiren yerli şirketlerimiz vardır.

Türk Telekom'a tanınması öngörülen ayrıcalıkların yalnızca onda biri yerli şirketlere tanınsa, bu ülkenin fiber optik altyapısının çok daha başarılı şekilde kurulabileceğine inanıyorum.

Hatta doğru bir planlama, açık rekabet ve güçlü denetim mekanizmasıyla Güney Kıbrıs'ın da ötesine geçebilecek bir haberleşme altyapısı oluşturmak mümkündür.

Bizim karşı çıktığımız şey yatırım yapılması değildir. Tam tersine, ülkenin fiber optik altyapısının bir an önce geliştirilmesini istiyoruz.

Ancak yatırım adı altında kamu kaynaklarının tek bir şirkete tahsis edilmesine, yerli girişimcilerin sistemin dışında bırakılmasına ve ülkenin haberleşme geleceğinin uzun yıllar boyunca tek bir yapıya bağımlı hâle getirilmesine karşıyız.

Bu Protokolün Arkasında Kim Var?

Bakan Erhan Arıklı'nın Meclis kürsüsünde Türk Telekom konusunda yukarıdan baskı geldiğine ilişkin sözleri de açıklığa kavuşturulmalıdır.

Bu ifadeyle kimi kastettiğini kamuoyuna açıkça anlatmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kuzey Kıbrıs'taki yerli şirketlerin faaliyetlerinin sınırlandırılmasını, kamu gelirlerinin özel bir şirkete aktarılmasını veya yerli yatırımcıların daha düşük maliyetle gerçekleştirebileceği bir projenin ihalesiz şekilde çok daha yüksek bedelle verilmesini istediğine inanmıyorum.

Dolayısıyla hükümetin bu protokole ilişkin tercihlerini başka makamlara dayandırmak yerine, aldığı kararların sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ülkenin Dijital Geleceği Kapalı Kapılar Ardında Belirlenemez

Aylar boyunca protokolün ayrıntılarını öğrenmek, sektörün görüşlerini aktarmak ve çözüm önerilerimizi sunmak için ilgili bakanlardan defalarca randevu talep ettik. Ancak taleplerimiz karşılık bulmadı.

Oysa böylesine stratejik bir konuda devletin ilgili kurumları, yerli işletmeler, teknik uzmanlar ve toplumun temsilcileri aynı masada buluşabilmeliydi.

Başbakanlık önünde sektör temsilcileriyle birlikte gerçekleştirdiğimiz eylem ve bıraktığımız siyah çelenk, yalnızca bir protesto değildi. Ülkenin haberleşme altyapısının geleceğine yönelik ciddi kaygılarımızın ifadesiydi.

Bu ülkenin dijital dönüşüme ihtiyacı var. Fiber optik altyapıya, yüksek hızlı internete, güçlü veri merkezlerine, yeni teknoloji yatırımlarına ve uluslararası rekabet gücüne ihtiyacı var.

Ama bütün bunların gerçekleşmesi için önce şeffaflığa, hesap verebilirliğe, adil rekabete ve kamu yararını koruyan bir yönetime ihtiyaç duyuyoruz.

Biz ülkemize yatırım yapılmasına değil, ülkemizin kaynaklarının ve geleceğinin kapalı kapılar ardında belirlenmesine karşıyız.

Çünkü haberleşme altyapısı yalnızca internet kablolarından ibaret değildir. Bir ülkenin ekonomisinin, eğitiminin, güvenliğinin ve dijital bağımsızlığının temelidir.

Ve bu gelecek, hiçbir şirketin ayrıcalığına veya hiçbir hükümetin siyasi tercihine teslim edilemeyecek kadar değerlidir.

Olgu Tansuğ
İnternet Servis Sağlayıcıları Birliği Başkanı

#ülkenin#haberleşme#türk#yalnızca#yerli#telekom

Diğer Yazılar